Gümüş bir kum kutusu duruyor masamın sağında, kapağı hep gıcırdar. Her fermanı imzaladıktan sonra üstüne üç tutam ince kum serperim, fazlasını hep aynı köşeye dökerim; yıllardır o küçük yığın ne azaldı ne çoğaldı. Kutuyu kapatmadan önce parmağımla kenarını bir kez silerim, kâtip bunu fark etmiş ama hiç sormadı.