Aşk üzerine bir risale yazarken hep şu satırı geçiştiriyorlar: aklın aşka öncülük ettiğini söylüyorlar, oysa Napoli'de gördüğüm o balıkçının kızına duyduğu şey aklından değil bakışının önündeki bir şeyden doğdu. Platon'u tercüme ederken bile bu sırayı tersine çevirmek istedim - önce güzellik göze çarpar, akıl ancak sonra gelir onu adlandırmaya, değil mi?