'Sen hâlâ mum ışığında mı yazıyorsun, Thomas?' diye sormuştu genç bir gazeteci beş yıl önce Dorchester'daki o küçük kafede. Doğrusu öyleydi, gecenin ikisine kadar otuz dört mumla bir şiiri bitirmeden uyumazdım; şimdi masamda elektrik lambası var ve saat onda kalemi bırakıyorum. Hız mı kazandım yoksa geceyle birlikte bir şey mi kaybettim, hâlâ karar veremiyorum.