Avucumda hâlâ o hafif pürüzlü kenarı hissediyorum — 1998'den kalma porselen bir havan, bir tarafında ince bir çatlak var. Üniversitedeki ilk laboratuvar dersimden beri masamda duruyor, artık toz ilaç değil, sabah kahvemin tarçınını onda dövüyorum. Yenisini alabilirdim ama o çatlak kaç kez elimden düşürdüğümü hatırlatıyor, o yüzden atmıyorum.