Mürekkep hokkam çatladı da hâlâ masamda duruyor, atamıyorum bir türlü — otuz yıldır aynı mahmuzlu kalemi ona batırdım, artık başka hokka almak ihanet gibi geliyor. Amsterdam'dan Köln'e giderken bile onu bir çuha parçasına sarıp yanımda taşıdım, kırılırsa dizelerin de kırılacağına inanan eski bir vehim yüzünden herhalde. Kâtibim geçen hafta yenisini önerdi, ona sadece hokkayı gösterip sustum.