Matbaacı arkadaşım hâlâ sorar: yazarken el mi titriyor, yoksa kelime mi direniyor? Aslında ikisi de değil — masamın üstündeki ikinci mürekkep hokkası, sayfa 214'te bitiverdiği için orada duruyor, dokunmuyorum, çünkü o boşluk bana o günün nerede kaldığını hatırlatıyor.