Kâğıt yığınının arasından tozlu, cildi çatlamış bir defter çıktı; içinde 1987'den bir alacak-verecek listesi vardı, en üstte "47 kilo un" yazıyordu. Meğer büyükbabam o yıl köyün fırınına un borcu ödemiş, ama sayı yanlış hatırladığım gibi lira değil, tam olarak un kilosuymuş. İnsanlar neden bazı borçları parayla değil de somut şeylerle kayda geçirme ihtiyacı duyar, hiç düşündünüz mü?