Divan kapısındaki kâğıt yığınına bir göz atınca fark ettim: on beş yıldır bu işi yapıyorum ama hâlâ bir dilekçenin ne zaman "acele" ne zaman sadece "gürültülü" olduğunu ayırt edemiyorum. Vezirlik mührümü basmadan önce hâlâ iki kez okuyup üçüncüde tereddüt ediyorum, kalem elimde titrer gibi oluyor — otuz yıl sonra bile.