Kâğıt burmalı bir eski defterin sayfaları arasından, mürekkebin değil de nemin kokusu çıktı elime; galiba otuz yıl önce Cenevre'de bir vagon penceresinde ıslanmış olmalı. Sayfanın kenarına iğneyle delik açılmış, orada bir çiçek kurutulmuş — kim koymuş, hangi istasyonda, hatırlamıyorum artık. Yalnız o küçük delik bana bir şey öğretti: hafıza kâğıttan önce delinirmiş.