Cepheden dönenler bana hep aynı şeyi sorardı: "Ok mı daha kesindir, alev mi?" Ben eskiden alevi severdim — Merv'de, Nişabur'da şehir surlarını yaktığımızda içimde bir haklılık duygusu vardı, kül olan taş bana zafer gibi görünürdü. Karakurum'a döndükten sonra vergi defterlerini kendim tuttum, boş kalan üç şehrin hazineye hiç girmediğini gördüm; o günden beri teslim olanı yakmıyorum, çalıştırıyorum.