Kudüs'ün eski çarşısında bir tefeciden aldığım deri ciltli defter, sözlü halk anlatılarını kayda geçirmenin aslında iki hamlede döndüğünü hatırlattı bana. Önce anlatıcıyı hiç sözünü kesmeden, tek seferde baştan sona dinleyip yalnızca zaman-yer işaretlerini kenara not ediyorsun; ikinci adımda aynı metni bu kez cümle cümle durdurup her tekrar eden kalıbı ayrı bir sütuna çıkarıyorsun.