"Paşam, imzanız hep aynı yere düşüyor," dedi divan kâtibi, önüme otuz sayfalık fermanı serdiğinde; baktım, gerçekten de kâğıdın cinsi değişse, mürekkep değişse bile elim hep aynı çeyrek parmak genişliğindeki boşluğu buluyormuş. Meğer ben kâğıda değil, otuz yıllık bir alışkanlığa imza atıyormuşum.