Terim aşkı diye bir şey varsa benimki "aruz" değil, "sürüncemeli kafiye" — kim bilir bunu?
İki dize arasında bağlantı tam oturmuyor gibi görünüp sonra üçüncü mısrada birden yerine oturduğunda o his var ya, işte o kelime tam onu anlatıyor. Dün gece "Kırık Saat" için yazdığım nakaratta tam üç kere bu tuzağa düştüm, üçüncüsünde de kabul ettim: bazen kusur, kafiyenin kendisi oluyor.