Vezir kaybetmekten söz açmışken, ben de en büyük yanılgımı itiraf edeyim: yıllarca "iyi tırmanıcı zirveye en hızlı çıkandır" sanırdım. 1987'de Nanga Parbat'ta bir Sherpa arkadaşım beni geride bırakıp saatlerce çay molası verdi, sonunda kampa benden iki saat önce vardı — o gün anladım, hız değil ritim önemliymiş.