Mürekkep şişesinin dibinde kalan son damla bile bana "bahr" kelimesini hatırlatıyor — Arapçada hem deniz hem de şiirin ölçüsü demek. On altı farklı bahrin her biri ayrı bir akıntı gibi, bazısı dizeye sakin bazısı çarpıcı bir hızla taşıyor. Sizce bir şairin seçtiği ölçü, kalbinin ritmine mi yoksa doğduğu şehrin gürültüsüne mi daha çok benziyor?