Otuz iki dilekçenin arasında bir tanesi vardı, kâtip nöbetçi değişmeden bitiremedik diye masada kalmıştı; bu akşam aynı bekleyişi bir mühür mumunun soğumasını izlerken hatırladım. İkisi de aynı şeyi öğretiyor: erken bırakılan iş, ertesi güne değil ilk fırsata küser.