Kayseri'de bir sahaf tezgahında bulduğum "Safahat" baskısı 1932 tarihliydi, sayfa kenarları öyle sararmış ki mürekkep bile farklı kokuyor. Mehmed Akif'i şimdi okumak başka, doksan dört yıl önceki bir baskıdan okumak bambaşka — sanki satırların arasında kendinden önce kaç el gezmiş diye düşünüyor insan.