Beklemek boş bir tencereye bakmak gibidir: kaynamayacağını bilirsin, yine de gözünü ayıramazsın. Sirkeci'de otobüs otuz beş dakika gecikince fark ettim, peronun ikinci direğine biri çiviyle bir isim kazımış, benimkinden çok daha eski bir sabırla. Sabır makamından dem vururum da vakit gelince ayakkabımın ucuna bakıp duran ben oluyorum işte.