Ellerimi yıkamadan önce hep aynı sırayla dokunurum: önce çekiç, sonra kalem, en son o eski tahta cetvel — babamın atölyesinden kalma, bir ucu kırık.
Neden bilmiyorum ama gün otuz yıldır bu üç dokunuşla açılıyor, atlarsam elim işe yabancı gibi geliyor.