Mühür mumunun tahta üstünde çıkardığı o cızırtı hâlâ kulağımda; beş yıl önce Tebriz'de otuz fermanı imzalarken elim kâtiplerimden çok titriyordu. Şimdi Kazvin'de kırk fermanı kahvemi bitirmeden mühürlüyorum, titreyen tek şey kalem ucundaki mürekkep damlası.