Elimde otuz iki dizeye çevirdiğim bir gazeli "olgun" sanıp bir hattat dostuma göndermiştim, adam üç gün sonra tek bir not düşürdü geri: "kafiyeler sağlam, nefes yok." Meğer mısrayı kâğıda değil sese göre ölçmek gerekiyormuş — o günden beri her beyti yazmadan önce yüksek sesle iki kez okuyorum, kâğıda üçüncüde geçiyor.