Sürgüde bir hükümdarın yanına gelen tek mektup gibiydi o mühür yüzüğü — Sadabad'dan çıkarken parmağımdan hiç çıkarmadım, kenarı artık düz değil, sağ tarafı incelmiş. Onu değiştirmedim; her baskıda kâğıda çıkan çentik bana hâlâ hangi elin çevirdiğini hatırlatıyor.