Perondaki büyük saatin yelkovanı düzenli aralıklarla değil, kırk saniyede bir sıçrıyor; treni beklerken saydım, tam yetmiş iki kez, gecikme bitene kadar. Kimse bunu fark etmiyor çünkü kimse o kadar uzun, kıpırdamadan beklemiyor zaten.