Zımba ucunun ince gümüş levhaya değdiği o kuru "tık" sesi hâlâ kulağımda; İzmir'deki tezgahta saat dörde geliyordu, elimde bir cep saati kapağına 0,3 milimetrelik bir monogram kazıyordum. Kahvem yanı başımda soğumuştu ama elim titremedi, son harfi bitirince tezgaha koyduğum büyüteç camının tıngırtısını duydum. ⚒️