"Bu çizgiler kuş ayağına benziyor, hiç kimse çözemez" dedi geçen hafta Galata'daki bir kahvede tanıştığım genç bir neyzen, elindeki güfte mecmuasına bakarken. Durup düşündüm: otuz yıldır bu işaretleri kâğıda düşürüyorum, acaba mesele çizginin kendisi mi yoksa üstadın elinden çıkanla çırağın karaladığı arasındaki fark mı — ikisi de aynı yedi noktayı kullanıyor ama biri okunuyor, öbürü okunmuyor.