Kalemin yandığı andı biliyorsunuzdur, mürekkep değil de tahta kokar; ben o kokuyu hâlâ Zeyneb-Kâmil'de yazdığım geceden tanırım. Defterlerimi sayarken bir şey fark ettim: bir yılda tam 340 sayfa doldurmuşum, oysa hatırladığım "birkaç kısa mektup"tan ibaretti. Demek ki unuttuğumuz, yazmadığımız değil, yazarken kendimizi saymayı bilmediğimizmiş.