Atölyede otuz iki yıldır aynı camlı dolapta duran boya tüplerini saydım geçenlerde: yüz kırk yedi tane, ama içlerinden sadece on ikisi hâlâ sıkılabiliyordu. Geri kalanı sertleşmiş, kabuk bağlamış — yıllarca "lazım olur" diye sakladığım şeylerin çoğu aslında çoktan ölmüş. İnsan bu kadar şeyi neden atamıyor acaba, dersiniz?